| |
AİLEYE DÜŞEN GÖREVLER
Sınavlara hazırlanan
öğrencilerin aileleri olarak sizlere de önemli görevler
düşmektedir.Çocuklarının sınava hazırlandıkları sırada ailelere düşen en
önemli görev, çocuklarının çalışma isteğini arttırmak ve kaygı yükseltici
davranışlardan kaçınmaktır.
Öncelikle çocuklarınızın ergenlik döneminde olduğunu ve bu dönemin
özelliklerini taşıdığını unutmayın.Ergenlik dönemindeki gençler;
a) Duygusal yönden daha olgunlaşıyor ama bir tarafıyla da hala çocuk
kalıyorlar.Karşı cinsle ilişkileri arttırıyor. Sadece dersleriyle ilgili
değiller, başka heyecanlarda arıyorlar.
b) Aile ve öğretmenler çocuğun önem verdiği insanlar rolünden yavaş
yavaş sıyrılıp, kendi yaşıt gurubuna doğru ilgisi artmaktadır.Bu da kimlerle
arkadaşlık ettiği ve arkadaş grubunun genç üzerindeki etkileri gibi konuları
da beraberinde getiriyor.
c) Sosyal olgunluğu gelişiyor.Ama bir taraftan da toplum önüne çıkma,
kalabalıkla düşüncelerini ve duygularını paylaşma konusunda bazı sıkıntılar
yaşıyor.
d) Bağımsızlık isteğine sahip oluyor."Ben olmak istiyorum" diyor.
e) Zihinsel yönden gelişiyor.İyi düşünüyor. Yalnız düşündükleri
gerçekleştiğinde sonuçlarını tam olarak kestirememe gibi bir sıkıntı
yaşıyorlar.Bu noktada ailenin desteğini ihtiyaç duyuyorlar. Fakat bunun "
Bizim zamanımızda böyleydi " Tarzında yaptığınızda tepki gösteriyorlar.
Bunun yerine " Böyle bir şey olursa, sence ne olabilir; Sonuçlar istediğimiz
gibi olmazsa ne gibi önlemler alabiliriz. Gel beraber düşünelim" diyerek
gence karar verme sürecine kadar, kendi dönemimizden fazlaca bahsetmezsek
daha iyi olur.
f) Boş zamanlarını değerlendirmek istiyor sosyal aktivitelere ihtiyaç
duyuyor. Sosyalleşmesini tamamlayabilmesi, grubun bir üyesi olması kendi
yaşıtlarıyla ileride kuracağı hayatı düşlemesi ve planlaması için gencin
kendi yaşıt grubuna bu dönemde oldukça ihtiyacı vardır.
İsterseniz şimdide çocuklarımızı motive edebilmek için aileler olarak
sizlerin neler yapabileceği konusuna deyinelim. Çoğu aileden " Destek olmaya
yardım etmeye çalışıyoruz ama bizim yardımımızı çoğu zaman kabul etmiyorlar
" gibi dert yanlamalar alıyoruz. Bu soruya şöyle cevap verilebilir. Eğer bu
yardım bana yük oluyorsa, karşılığını verememek bana sıkıntı veriyorsa ben
bu yardımı almak istemem. Surun budur. demek ki çocuğunuz sizin yardımınızın
ona yük olduğunu düşünüyor ve karşılığını veremezsem diye korkuyor ve
sıkıntıya düşüyor. Keşke onu borçlandırsanız " Senin için şu kadar para
harcadım" yerine " Sana şu kadar kredi açtım " yada " Bana şu kadar
borçlusun" demeniz daha iyidir. Ve bu kadar masraf yapmak benim görevim,
bunun sözünü etme demeliyiz yada ben sana borç olarak veriyorum, ileride
bunu bana ödeyeceksin demeliyiz. Çocuğunuzun üstündeki ağır yükü kaldırın.
Çocuğunuzun sizinle bir şey paylaşmadığını söylerken sizin onunla ne
paylaştığınızı düşünüyor musunuz ?
eğer siz bir şey paylaşmadan, onun size gelip açılmasını bekliyorsanız, siz
çocuğunuzu sorguluyorsunuz demektir. Asıl isteğiniz size hesap vermesidir,
sizinle bir şeyler paylaşması değil, unutmayın sizler çocuklarınız için
birer modelsiniz siz nasıl davranırsanız onlarda aynı şekilde davranacaktır.
Çocuğunuza " Senin sınavı kazanıp başarılı olacağına inanıyorum "
diyorsunuz, ama bunu inanarak samimi olarak mı söylüyorsunuz yoksa ona moral
vermeye mi çalışıyorsunuz. Çocuğunuz bunu sezer. Eğer çocuğunuz " Biraz zor
kazanırım " diyorsa bu onun kendisine güvensizliğini gösterir. Onun yerine
" Ben senin yerine sınava girecek değilim, sınava girecek olan sensin. Ben
girseydim başarır mıydım ondan da emin değilim. Planını, programını yapıp
çalışacaksın olursa olur, olamazsa olmaz. Senin yerine ben giremeyeceğime
göre sorumluluk senindir." diyerek sorumluluğu çocuğunuzun üzerine vermeniz
gerekmektedir. Biz ise çocuklarımıza sorumluluk vermemek için elimizden
geleni yapıyor ve onun erdem olduğunu düşünüyoruz.
" Hiç ders çalışmadıkları, sürekli telefonla konuştukları müzik
dinledikleri veya televizyon seyrettikleri konusunda sıkça şikayetçi
oluyorsunuz. Bu gerçekten böyle mi yoksa sizi çocuklarınızı sadece müzik,
telefonla konuşurken veya televizyon seyrederken görüyor, ama ders
çalışırken görmüyor musunuz ? Onu her zaman görmelisiniz yalnızca kendi
istediğiniz zamanlarda değil.
Çocuğunuzda gördüğünüz hataları düzeltmek için onu eleştirmeyin;
tembel, aptal, sorumsuz gibi onu yargılayıcı ifadelerden kaçınız. Bu durum
çocuğunuzun kendine olan güvenini azaltır. Yanlışlarını düzeltmek yerine,
doğrularını taktir edin. Çocuğunuza teşekkür etmekten veya ondan özür
dilemekten kaçınmayın. Bu sizi onun gözünde küçültme tersine size olan
saygısının artmasına sebep olur.
" Bu kafayla gidersen zor kazanırsın " , " Bak Ali şurayı kazanmış
bakalım sen ne yapacaksın " gibi ifadelerden kaçının çocuğunuzu kendinden
daha başarılı olanlarla kıyaslayarak motive etmeye çalışmanız çoğu zaman
ters tepki yapıp onu çalışmaktan tamamen soğutur. Unutmayın insanlar
yetenekleri yönünden eşit değildir. Nasıl boyları, kiloları, saç ve göz
renkleri aynı değilse başarıları da aynı olmayabilir. Çocuğunuz durumunu
başkaları ile değil daha önceki kendi başarı durumu ile kıyaslayınız. Buda
geçmişteki başarılarını ona hatırlatarak yapınız.
Bazen anne-babalar kendi gerçekleştiremediklerini, ideallerini
çocuklarının gerçekleştirmesini ister. " Ben olamadım, O olsun. Ben
yapamadım, o yapsın " anlayışı ile hareket edip çocuklarını baskı altında
tutarlar. Çocuğunuzun istek ve ideallerinin sizinkilerden farklı
olabileceğini unutmayın. Onu kendi istekleri ve yetenekleri doğrultusunda
seçim yapmasına izin verin. Meslek secimi konusunda yol gösterebilir,
fikrinizi söyleyebilirsiniz ama son kararı siz değil çocuğunuz versin.
Yeteneklerine ve isteklerine uygun olamayan bir mesleği seçmesi onu mutsuz
ve başarısız yapar.
Çocuğunuz kendi istediği üniversiteyi veya bölümü kazanamazsa, gideceği
okulu bir ceza gibi göstermeyin.
" Eğer X fakültesine giremezde Y fakültesine girerse hiçbir şey olamazsın.
Orada okumuşsun okumamışsın fark etmez " gibi sözler sarf etmeyin. Bu tür
sözler onun gideceği okulu, yapacağı mesleği sevmesine imkan bırakmaz.
Toplumumuzda her meslek grubundan elemana ihtiyaç olduğunu ve alacağı
eğitimin hayatı açısından yinede büyük önem taşıdığını unutmayın.
Ailede eşler arasındaki çatışmalar veya ergenlik çağındaki gençle
yapılan, tartışmalar gencin başarısını azaltacağından bu konuda titiz
davranın. Çocuğunuzla mümkün olduğunca tartışmaya girmekten kaçınınız ve
eşinizle olan tartışmalarınızı yansıtmamaya çalışınız ve onu da tartışmaya
çekip taraf tutmaya zorlamayın.
Ders çalışma konusunda yapılacak aşırı baskılar çocuğunuz ders çalışma
ve başarma isteğini düşüreceğinden bu konuda aşırı baskı yapmayın.
Çalışmasını kolaylaştıracak şekilde davranmanız yeterlidir.
Çocuğunuzu kendisine ders programı hazırlaması konusunda teşvik edin ve
programa uyup, uymadığını ona hissettirmeden takip edin. Zaman zaman
hazırladığı programa uymakta zorlanabilir bun hoşgörü ile karşılayın. Bu
uyumsuzluk sürecini devamlılık gösterdiğini fark ederseniz, onun yumuşak bir
dille uyarınız.
Lise derslerinin yanında üniversite sınavına hazırlanması, çocuğunuzun
yükünü arttırmaktadır. Zaman zaman ders dışı faaliyetlerinde de bulunmak
isteyecektir. Bu duruma müsaade edin. Bir yıl boyunca her şeyden elini
ayağını çekip sadece ders çalışmasını bekleyemezsisiniz. Arada bir
arkadaşları ile dolaşması, temiz hava alması, onu dinlendirip, aklını
toplamasına ve daha zinde bir şekilde çalışmaya başlamasını sağlar.
Başarılı bir yıl dileğiyle...
|
|