MOTİVASYONUN  SAĞLANMASINDA
 AİLENİN ROLÜ

 

•      Aile , farkında olarak veya olmayarak , gencin motivasyon düzeyini etkiler. Bu etkileme olumlu yönde olduğu gibi olumsuz yönde de olabilir. Tabii ki hiçbir anne-baba , bu kadar önemli bir dönemde çocuğunun motivasyonunu olumsuz yönde etkilemek istemez. Ancak gencin iyiliği adına yapılan bazı davranışlar ya da söylenen bazı sözler onu olumsuz etkileyebilir; motivasyonunu düşürüp , kaygı düzeyini yükseltebilir. Bu da gencin kaygılı , mutsuz ve verimsiz bir hazırlık süreci geçirmesine neden olur. eminiz ki hiçbir anne-baba çocuğuna böyle bir zarar vermek istemez. Tam tersine böyle bir dönemde çocuğuna  destek olmak , motivasyonunu artırmak ister.

 

•      Motivasyonun sağlanmasında ailenin olumlu rol oynayabilmesinin ilk şartı , genci anlamaktır. Ne denli zor bir dönem yaşadığının farkında olmak ve bunu da gence yansıtmak gerekmektedir. Bunun olabilmesinin yolu da aile içinde “OLUMLU BİR İLETİŞİM ORTAMI” kurulmasıyla olur.

•      Olumlu bir iletişim ortamının olduğu ailelerde , aile üyeleri birbirlerini(zayıf ve güçlü yönleriyle) tanır, olduğu gibi kabul eder ve birbirine güvenir. Böyle bir ortamda yetişen genç , sevildiğini , kendisine güven duyulduğunu , anlaşıldığını bilir bu da ona güç verir.

 

•      Aile gencin zorluklarını anlamalı ve bunu ona  aktarmalıdır. Anlaşıldığının farkına varan genç yaşadığı zorlukları rahatça ailesiyle paylaşacak ,sorumluluklarına daha sıkı sarılacaktır.

•      Üniversite sınavına hazırlanmak sadece ve sadece gencin sorumluluğudur. Bu sorumluluk ne ailenin ne de öğretmenindir. Bu ,gencin sorumluluğudur. Aile bu sorumluluğu gencin yerine üstlenmemelidir. Gencin eksik olduğu konuları, kapatması gereken açıkları , çalışmadığı dersleri saptamak , hangi derse ne kadar çalışacağını belirlemek ve takibini yapmak ailenin değil gencin sorumluluğudur. Aile , bu sorumlulukları gencin yerine üstlendiğinde gencin motivasyonu da doğal olarak düşecektir. O nedenle ,

•      Aile , bu sorumlulukları gencin yerine üstlendiğinde gencin motivasyonu da doğal olarak düşecektir. O nedenle aile , bu sorumlulukların gence ait olduğunu bilmelidir. Aileye düşen , sorumluluklarını üstlenen ve yerine getiren gence, istediği desteği sağlamaktır.

•      Çocuğunun motivasyonunu artırmak isteyen aileler , çocuğun yapamadıklarının değil , yapabildiklerinin üzerinde durmalıdır ki takdir edildiğini, desteklendiğini gören çocuk o davranışını daha sık göstersin.

•      Sınavla ilgili olarak , gencin değerini sınavdaki başarısıyla eş tutmak , sonuçlarla ilgili olarak korkutmak , tehdit etmek “sen hele bir kazanama , o zaman görüşürüz” gibi ifadeler gencin motivasyonunu değil kaygısını artırır. Genç ailesinin  ve başkalarının gözünde kendisinin değil , sınavdaki başarısının önemli olduğunu düşünür ve sınava gerçek dışı bir anlam yükler. Bu da kaygısını artırır. Kaygı , öğrenmenin ve öğrendiğini kullanmanın önündeki en önemli engeldir. Kaygısı artan sınava olduğundan  farklı anlamlar veren öğrenciler için her sınav bir “Kriz”dir. Bu duygularla sınava hazırlanan genç her bir sınavı , hatta her bir çalışma testini kazanılması gereken bir savaş olarak görecek , 

•      Bu duygularla sınava hazırlanan genç her bir sınavı , hatta her bir çalışma testini kazanılması gereken bir savaş olarak görecek , yapamadığı her bir soruyu kaybedilmiş bir savaş olarak yorumlayacaktır. Bu da umutsuzluk duygusunu ortaya çıkaracaktır.

•      Gence sınavın , amaçlarına ulaşabilmesi için bildiklerini , öğrendiklerini kullanabileceği amaçlarına ulaşmasını kolaylaştıracak bir “fırsat” olduğu söylenmelidir. Gence düşen de bu fırsatı en iyi şekilde değerlendirmektir.

•      Anne babalar genci her zaman tehdit etmeyebilir , bazen de genci olumlu etkilemek düşüncesiyle gence taşıyabileceğinden fazla yük yükler.kendisinden ne kadar büyük beklentiler olduğunu gören genç gerçekçi olmayan hedefler belirler ve bu hedefe ulaşmak için tüm gücüyle çabalar. Ancak bir süre sonra , taşıyamayacağı kadar ağır olan bu yükün altında ezilmeye başlar. Yükün ağırlığını hissettikçe öğrenmesi ve öğrendiklerini kullanması zorlaşır , çok çalışmasına rağmen beklediği karşılığı alamaz. Gencin bunları yaşamaması için , aile gençten , verebileceğinden fazlasını beklememelidir.

•      Hiç kuşkusuz, gençlerin yaşamlarının bu önemli dönemlerinde onlara en iyi şekilde destek olmak her anne babanın isteğidir. Ancak önemli olan gence “doğru ve onun başarısını arttırabilecek şekilde” destek vermektir. Bunun için de, sınavın asla bir dönüm noktası olmadığını ama yaşamdaki amaçlara ulaşmayı kolaylaştıracak bir fırsat olduğunu vurgulamalı ve onlara, sınavdan alacakları sonuca değil kendilerine değer verdiğimiz mesajını iletebilmeliyiz.    

•      Çocuklarınıza, bu önemli dönemde, ne olursa olsun yanlarında olduğunuzu göstermenizi ve onları yüreklendirmenizi içtenlikle dileriz.